• DOLAR
    3,7842
    % -0,21
  • EURO
    4,6708
    % 0,19
  • ALTIN
    161,9388
    % 0,49
  • BIST
    $10.067
    % -5,85
Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim Nar Ağacı

Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim Nar Ağacı

Usta Yazar Nazan Bekiroğlu’nun beklenen romanı Nar Ağacı şimdiden büyük bir ilgiyi yakaladı. Tarihsel romanlar arasında farklı ve özel bir uslüp kullanan değerli Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı adlı romanında da sizi farklı şehirlerin gizemli noktalarından, Balkan Savaşı ile Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan yakıcı bir aşk hikâyesi ile buluşturacak.   Zaman Gazetesi Röportajı : Nar Ağacı, […]

Usta Yazar Nazan Bekiroğlu’nun beklenen romanı Nar Ağacı şimdiden büyük bir ilgiyi yakaladı.

Tarihsel romanlar arasında farklı ve özel bir uslüp kullanan değerli Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı adlı romanında da sizi farklı şehirlerin gizemli noktalarından, Balkan Savaşı ile Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan yakıcı bir aşk hikâyesi ile buluşturacak.

 

Zaman Gazetesi Röportajı :

Nar Ağacı, tarihî bir aşk romanı olarak anlatıldı reklamlarda ve haberlerde. Ama küçük insanların büyük öykülerini anlatıyor; savaşın insanların hayatını nasıl değiştirdiğini…  Ruslar gelince Trabzon’dan İstanbul’a göç etmek zorunda kalan anneanneniz, yolda yakılmış bir köy görünce, kötülüğün ırkı, dini, milleti olmadığını ve kötülerin siyah giyinenler olduğunu söylüyor, yanında Ermeni komşusunun emaneti küçük bir kız çocuğu varken. Bu açıdan politik bir duruşu var kitabın. Güçlü bir politik duruş…

İnsaniyetin siyasetin üzerinde bir değer olduğunu dile getirmek politik bir duruşsa evet güçlü bir politik duruş diyebiliriz buna. Hattâ benden, daha çok bireylerin hikâyelerini anlatmayı seven ve dili zorlayan bir yazıcıdan beklenmeyecek bir duruş. Yine de özde değişen bir şey yok. Aslolan yine birey.

 

Romanda başrolde fotoğraflar var. Bize o tarihte olanları fotoğraflar anlatıyor. Aile fotoğrafları mıydı onlar?

Bu roman için geniş bir kaynakça çıkardım ama onun asıl kaynakçası fotoğraf albümleridir. Bunların bir kısmına internet üzerinden kütüphanelerin online kataloglarında rastladım, bir kısmını adı sanı duyulmamış bloglarda yakaladım. Ama hepsine de bir hazine bulmuş gibi heyecanlanarak baktım. Günlerce gözlerim yandı. Garip duygular yaşadım.

Her birinin içinde donmuş bir an vardı ve o insanlar o anın içinde ebedi olarak yaşıyorlardı. Bunlar bugününde gezdiğim şehirlerin dününü gösterdiler bana. Fotoğraf bana büyüleyici bir şey gibi geliyor, hep de öyle hissetmiştim ve Alice’i “Harikalar Diyarı”na geçiren ayna gibi bir fotoğraf kartonunun arkasına, o hayatın içine girebilmeyi hep düşledim ben de. Böyle bir şey olsa diye hayal ederdim hep. Oldu. Romanda kullanılan fotoğrafların bir kısmı ise bütünüyle kurgu, öyle fotoğraflar yok ve ben öyle fotoğrafları hiç görmedim. Bir kısmı var futbol seyreden kadınlar gibi, eski ev gibi fakat onlar da aile albümümüzden değil. İlk sayfadan itibaren her şeyin kurgu olduğunu uyarmak ihtiyacım bu fotoğrafların varlık alanını da kapsıyor kısacası.

Futbol maçı izleyen çarşaflı kadınlar fotoğrafıyla nasıl karşılaştınız?
Futbol ve Trabzon ilginç bir, bir araya geliş olmuş!

O fotoğrafı ilk kez Uzunsokak’ta zaman zaman gittiğim bir pastanenin duvarında görmüştüm. Romana girdi fakat zaman içinde oranın Trabzon değil Ordu olduğunu öğrendim. Ama bir şey fark etmedi. Çünkü futbolun spordan daha fazla bir anlam ifade ettiği bu şehirde de kadınlar futbola meraklıdır. Benim elime geçmese bile öyle bir fotoğraf bir yerlerde vardır. Yoksa bile öyle bir sahne Trabzon’da yaşanmıştır. Geçenlerde uğradım yine o pastaneye, kaldırmışlar, yerinde yoktu. Üzüldüm. Bir şey söylemedim.

Her röportajınızda ve muhtemelen bütün söyleşilerinizde, neden Trabzon’da olduğunuz soruluyordur. Bu soruya cevap vermekten sıkılıyor musunuz? Üzerinizde İstanbul’a gelmeniz konusunda bir mahalle baskısı hissediyor musunuz?

nazan bekiroglu-nar-agaci

Mahalle baskısı hissetmiyorum ama evet, bu sorudan artık sıkıldım. Ve bu söyleşileri bir arada ele alan okuyucu da sıkılmıştır. Ama bu soru bana hep sorulacak galiba. Cevabım da değişmeyecek: Trabzon’da yaşamaktan sıkılmadım.

İstanbul’da tanınır bir yazar olmakla Trabzon’da olmak arasında fark var mı?

Ben Trabzon’da saygı ve sevgi gören bir hoca ve o şehrin bir sakini olarak varım. Kendi şehrimde kendimi bir yazar olarak hissedişim, kapısından içeri girdiğim kitapçıda birkaç kitabımı rafta görmekten öteye geçmez. Ve bu, ben öyle istediğim, ilişkilerimi bu mecraya akıttığım için böyledir.

Tanınır olma meselesini böylece aradan çıkardıktan sonra söylemem gereken bir şey daha var. O da şu: Yazma doğrultusunda taşra kentlerinin büyük kolaylık sağladığı muhakkak. İstanbul’da olduğum süre içinde (ki bu hiç az değil, son zamanlarda neredeyse ders vermek için Trabzon’a gelir gibi bir halim var) Trabzon’un sükûnetinde yakaladığım cümleleri yakalayamıyorum.

Nar Ağacı’nda Trabzon başlı başına bir karakter gibi yer alıyor. Trabzon hiç bu kadar güçlü bir şekilde bir romanda yer aldı mı?

Trabzon’da yazılmış, Trabzon’u ve onun insanlarının hikâyelerini anlatan romanlar var. Şimdi unuttuğum ya da fark etmediğim bir isim olur diye tedirginim ama ilk anda aklıma üç roman geliyor. Kadri Özcan’ın Trabzon’lu Aleko’su, Esma Alâ Türkmen’in Islak Ayak İzleri (onun bütün romanları Trabzon’dur aslında), Turgay Bostan’ın Son Krifos’u. Başkaları da vardır mutlaka.

kadin.info facebook sayfası

YAZAR HAKKINDA

Kadın info Kadın info Kadınlara Dair Tüm Güzellikler
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsor
Orjinal Moringa Çayı Sipariş Ver
Site içi Arama…
  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU
BOĞA BURCU YORUMU
İKİZLER BURCU YORUMU
YENGEÇ BURCU YORUMU
ASLAN BURCU YORUMU
BAŞAK BURCU YORUMU
TERAZİ BURCU YORUMU
AKREP BURCU YORUMU
YAY BURCU YORUMU
OĞLAK BURCU YORUMU
KOVA BURCU YORUMU
BALIK BURCU YORUMU